
şiir
çelik
ahşap, pamuk iplikleri, ten ve et
sesinden tanırım
küçük ölümün ağdalı balıyla sıvanmış
gözlerimin arasından
adımlarını
oysa gerek yok
çünkü sadece senin için aldığım çilekler buzdolabında
ve kayısılar
mayhoş, üzgünüm
erken
güneşten henüz nasibini almamış
şıngırtı
bir-iki-üç, bir-iki
sinekliklerden yaz esintisi yerine sızan
sigara dumanını yönetişin
öyle mahir
aralarındaki derin uçurumu daraltmaya çalıştığın
kaşlarını manzara bellemiş
ha hala tüten meret titreyen parmaklarının arasındaki
ha göbek deliğimin hemen altındaki deriden bir kırbaç
bir arkeolog maceracının avcundan bırakmadığı gibi
rahat uyu sevgilim
üstümüze
kapıyı kilitledim