
şiir
göçmüş kediler bahçesi
biliyorum, artık beni göremezsin
bıçağın kabzası da bileyli.
yine de utanmayı unutarak
seninle güneşin doğuşundan
batışına kadar
kedileri sevmek isterdim.
kızışmış vaşaklar gibi gergin kaslarımız
ve buyurgan kalplerimiz
terli ellerimizde kurulmuş saatler
şafağa doğru haylaz
ve atılgan
bekleriz.
korkulacak hiçbir şey kalmadı oysa
beni sevmen için tüm nedenleri ortadan kaldırdım.
vazgeçtim görmekten
bir fiş sırasını bekler gibi alelade
ve topukların yere değmeden
bir hayatı içine alıp
kendinle çoğaltmanı,
tenine serpiştirdiğin
onca takımyıldızını.
bir selam bile bekleyemem
sen kedilere odaklan.
hiç kimse bir yere gitmedi bak!
güneşimiz aynı
havamız aynı
bu ne cüret ki
günlerin isimleri de aynı.
çünkü göçmüş kediler bahçesi’nde
bizden önce ve sonra
sabah vardiyasına giden adamlar vardı.
taze ekmek kokuları
terimizle yıkayıp astığımız çarşaflar,
yanına yattığımda
çıplak ayaklarının hizasında
sokak lambası
sonra sabah ezanı
mevsimlere göre sıralarını değiş.